Geçtiğimiz pazar günü sosyal medya hesaplarımı kapatmamın ardından bir hafta geçti ve ben kararımdan memnun görünüyorum. Sosyal medyayı terketmek bana ne getirdi? Naçizane görüşlerim…

Bir haftanın ardından gözlemlerim şu şekilde oldu.

Facebook ve instagram gibi ortamları aramıyorum. Burada insanların paylaştığı şeyler benim için bir gereklilik değilmiş onu anladım. Arkadaşlarımın hayatındaki ciddi değişikliklerin haberini bir şekilde almak mümkün. Geriye kalanlar ise eğlence kavramının boyutlarından sadece birisi. Komik video, siyaset, hayatın anlamını vermeye çalışan aforizmalar; bunlar tercihen bizim hayatımızda olmasını istediğimiz eğlence materyalleriymiş. Dolayısıyla sosyal medyadaki versiyonundan kurtulup diğer platformlarda benzer ilgi alanlarına yönelmek mümkün.

Bu bağlamda boş vakitlerimi farklı etkinliklerde doldurduğumu farkettim. Örneğin daha fazla dışarıda vakit geçirdim, uzun zamandır ilk defa akademik amaçlar dışında kitap okuma ihtiyacı hissettim. Bir de yeni bir dizi izlemeye başladım ki bu uzun süredir yapmadığım bir şeydi. Hatta şunu söyleyebilirim ki, sinemaya gitmek haricinde bundan önce ev ortamında eğlence amaçlı bir dizi/film en son ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum bile. Bu açıdan aslında daha önceki yazılarda amaç olarak belirttiğim ‘önemli işlere daha fazla vakit ayırma’ hedefime ulaşmış sayılmam. Ancak şunu söyleyebilirim ki bu konular, zaman yönetimi yapılması açısından sosyal medya bağımlılığına göre daha kolay konular. Önceki yazılarımda belirttiğim etkileşim beklentisi yok en azından.

Sanal ortamdaki sanal gerçekliğin bazı kavramların, mesela arkadaş kavramının, içini nasıl boşalttığını, ya da değişik şeylerle doldurduğunu, farkettim. Bu daha önce yakın arkadaş grubumuzda tartıştığımız bir meseleydi. Düşünün, bir arkadaşınız oraya bir resim yüklüyor veya bir durum güncellemesi yapıyor ve bu sizin çevreniz hakkındaki tüm algınızı etkiliyor. Veya daha somut bir örnek vereyim, geçen sene evlenen arkadaşınız belirli periyodlarla evlilik günü çekilmiş resimleri, pazar kahvaltılarını, eşiyle yaptığı seyahatleri paylaşıyor. Bunu arkadaş listenizdeki 2-3 kişi sürekli yaptığında bir yerden sonra sizin de aklınıza şu gelmeye başlıyor; -evliyseniz- biz de mi böyle olmalıyız acaba?, -evli değilseniz- evlenmeli miyim acaba? Dolayısıyla arkadaş dediğiniz insanlarla karşılıklı bir iletişim kurmak yerine onların hayat akışlarının size empoze edildiğinin farkına varıyorsunuz. Kendinizi annenize ‘bi evlenemedik haa’ diye geyik yaparken buluyorsanız, bu konuyu bir gözden geçirin derim. Bunu tatil fotoğrafı paylaşan, iş ortamını paylaşan vs. şeklinde genişletebilirsiniz. Anlık paylaşımlar algımı ele geçiriyor ve insanların paylaştığı konuları düşünüyormuşum meğer.

Bu durum yalnızca karşı taraftan size doğru değil, sizden karşı tarafa doğru da bir algı oluşmasını sağlıyor. Mesela bir arkadaşım, ABD’de bulunduğu sürede yaptığı paylaşımlar yüzünden sürekli gezdiği ve keyfinin yerinde olduğu şeklinde kinayeli ifadelere maruz kaldığını iletmişti. Halbuki yaşadığı hayatın hiç de öyle olmadığının en yakın şahitlerinden birisiyim ben. Bu algıların oluşmasını engellemenin imkanı yok. İnsanlar kendi hayatlarını ilgilendiren paylaşım yaparken genelde mutlu anları seçiyorlar paylaşmak için. En güzel anı yakalayıp, en güzel bir biçimde sunma gayreti içindeyiz hepimiz. Bu da ulaştığımız arkadaş kitlesinde yanlış bir algı oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor elbette. Sosyal medya arkadaşlarının tümüyle günlük hayatta irtibatta değilim, kimsenin de öyle olduğunu sanmıyorum. Ancak hem günlük hayatta hem de sosyal medyada etkileşim içinde olduğumuz insanlarla aramızda oluyor genelde bu karşılıklı yanlış algılama.

Twitter’in eksikliğini hissediyorum az da olsa. Haber almaktan ziyade değer verdiğim insanları takip ettiğim bir platformdu benim için Twitter. Bu açıdan baktığımda sanırım gündemsiz kalmam bana bu ihtiyacı hissettirdi diyorum kendi kendime. Çünkü bir değil birkaç konuyla ilgiliyseniz, Twitter’da takip ettiğiniz hesaplar, kendi alanlarındaki en sıcak bilgiyi paylaşıyorlar genelde. Üniversite hocası alanıyla ilgili veya eski okulunuzla ilgili paylaşımlar yaparken, fikirlerine değer verdiğiniz başka birisi  o pencereden günceli değerlendiriyor. Bu sayede istediğiniz her konuda uzmanlar tarafından bilgilendirilme lüksüne sahip oluyorsunuz. Bu açıdan belki fonksiyonel bir kaynak olabilir ama tek haber kaynağı olarak kullanılmasını hatalı görüyorum ve manipüle edilmeye açık olduğunu düşünüyorum. Haber alma kaynağı olarak gazete ve diğer bültenlerin takibine alıştıktan sonra bu ihtiyacımın da ortadan kalkacağını ümit ediyorum.

Sonuç olarak şunları söyleyebilirim: Beni yöneten bir eğlence anlayışından ziyade artık benim yönettiğim bir eğlence anlayışına sahip olma yolunda ilerlediğimi hissediyorum. Daha iyi bir zaman yönetimi ile bu anlayışın daha etkin bir hale geleceğinden de oldukça ümitliyim. Şimdilik hedefim, hayati derecede önemli işlerimi bitirene kadar bu platformlarda tekrar yer almamak, gündemi sosyal medyadan önceki geleneksel yöntemlerle takip etmek, ve arkadaşlarıma karşılıklı iletişim kurarak haberleşmek.