Bir önceki yazımda belirttiğim gibi tüm sosyal medya hesaplarımı daha verimli bir ders çalışma ortamı için kapattım. İlk zamanlar neler yaşadığımı bir günlük gibi aktarmak enteresan olmanın yanında sanırım hayatımdaki bu boşluğu doldurmama da yardımcı olacak.

Sosyal medyadan terk-i diyar eyleme kararımın sebeplerini bilgi kaynaklarının sınırlandırması, konsantre bilgiler, etkileşim beklentisi ve zaman kaybı olarak temellendirmiştim. Şimdi bu konulardaki sosyal medyasız ilk günümdeki tecrübeleri aktarmak istiyorum.

Öncelikle bilgi kaynaklarımda kayda değer bir genişleme olmadı. Ama bunu ilk günün heyecanına ve ne yapacağımı bilememeye bağlıyorum. Gündemi takip etmek adına birkaç haber sitesi ziyaret ettim. İroniktir, okuduğum haberlerde ‘sosyal medyada kim ne demiş‘ bölümleri denk geldi. Bu açıdan sosyal medyayı kaçırdığım pek de söylenemez.

Ancak daha uzun haber metinleri ve köşe yazılarına daha fazla vakit ayırmak beni ayrıca mutlu etti. Bunu sosyal medya varken de yapıyordum ancak sınırlıydı. 140 karaktere sığdırılmaya çalışılan konsantre düşünceler, habere konu olayları kapsamlı biçimde kapsamaktan aciz ve genelde sansasyonel, görenleri paylaşmaya sevkedecek üslupta yazılıyor. Bu açıdan uzun metinler ve kapsamlı değerlendirmeler daha ufuk açıcı olduğunu yaşayarak hissettim.

Neredeyse sıfıra inmiş etkileşim beklentim vardı diyebilirim, dün eklediğim yazının okunma sayısını birkaç kere kontrol etmem dışında tabii. Ancak uzun zamandır websitelere içerik oluşturan ve yayınlayan birisi olarak sosyal medyadaki etkileşim beklentisiyle bunu bir tutamam. Eski bir ‘webmaster refleksi’ diyelim buna. Sonuç olarak şunu diyebilirim ki bu siteye eklediğim yazılara gelen tepkiler konusunda daha müstağni hissediyorum kendimi.

Zaman kaybı konusunda da dürüst olmak gerekirse, sosyal medyasız ilk günümde esas amacım olan ders çalışmaya daha fazla zaman ayırdığımı söyleyemem. Ancak burada olumlu bir noktayı da belirtmek istiyorum. Sosyal medya uygulamaları telefonumda yüklü iken aklıma gelen bir meselede anında ulaşım imkanım vardı ve beni esas engelleyen buydu. Yani bölük-pörçük bir çalışma süreci. Bugün ise ders çalışmaya ayırdığım zamanı tek parça olarak başından sonuna dolu dolu geçirdim. İşimi bitirdikten sonra ders dışı şeylere de yine tek parçadan oluşan bir zaman dilimi ayırdım. Bunun verimliliği artırdığını söyleyebilirim. Öyle ki saat/kelime hesabı yapmış olsak, sanırım en hızlı ve aynı zamanda verimli okumamı bugün gerçekleştirmişimdir. Bu konuda kendimi ilerleyen zamanlarda geliştirip ders çalışmaya daha fazla vakit ayırdığımda esas maksadıma ulaşacağımı ümit ediyorum.

İlk gün için söyleyeceklerim bunlar. Gereklilik hissettikçe sosyal medyasız hayata geçişe dair  önemli noktaları paylaşmaya devam edeceğim.